Olympus OM-D E-M10 Mark III ile Kapadokya

0

Olympus M10 Mark III modelini iki hafta önce bizzat deneme ve test etme imkanım oldu. Kısa kısa deneyimlerimi paylaşmaya çalışacağım. Kapadokya’da bulunma sebebim iş olmasa da bunu kısa bir incelemeye çevirdim sayılır. Tur şirketiyle birlikte çıktığım yolda bana eşlik eden kişi eşim oldu. Makine ile birlikte aslında başka bir model daha test etme imkanım olacaktı fakat son anda çıkan aksilik bunu engelledi. Aslında bu durum işime de gelmedi değil. Zira M10 Mark III ile fazlaca vakit geçirdim. Elimden geldiğince fotoğraf çekmeye ve video çekimleri yapmaya çalıştım. Askilik bu ya 4K çekim yapmak için kullandığım kart yılların kartı ve 4K çekimi nasıl yaptım ben bile şaşırıyorum. 8GB karta jpeg fotoğraf ve geneli 4K olan videolar sıkıştırdım. Neden yanına kart almadın diye sormayın, çok karışık zira…

Yanıma aldıklarım ise şöyle:

Baktığınız zaman burada hiçbir şey yok. Makine ve kit lens dışında basit bir kart ve bir çanta. Geriye kalan powerbank ise telefonlar için. Zira Olympus M10’un da fotoğrafını çekmek gerekeceği için yanımda.

Aslında bu kadar az şeyi yanıma almamdaki sebep tek makine ve kit lensle neler yapılabileceğini göstermek. Her daim daha fazlasını tüketmeye alıştığımız için bu iki elemanın neler yapabileceğini kestiremiyoruz. Minimum bütçe ile maksimum verimi almayı düşünmek yerine bu makine daha iyi, daha büyük makine ile daha iyi fotoğraf çekebilirim demeyi yeğliyoruz. Bu düşüncenin bir nebze olsun yanlış olduğunu göstermek istedim.

Öncelikle makinemizi tanıyalım sonra fotoğraflara birlikte geçeriz.

Olympus OM-D E-M10 Mark III

Serinin üçüncü modeli olan bu makine bence harika. Zira orta sınıf bir DSLR makineden alabileceğiniz her şeyi sunabiliyor. 16 megapiksel çözünürlüğe sahip Live MOS bir M43 sensöre sahip. Yani 4:3 oranında bir sensör ve 35mm yani full frame makinelere oranladığımızda 2x crop yapan bir makine. Gözünüz korkmasın sakın. Açı olarak dar kalmamanız için lensler de ona göre yapılmış. Yani APS-C sensörlü bir DSLR üzerindeki 18-55mm lens ile benzer açılarda fotoğraf çekebiliyorsunuz. Ayrıca Live MOS sensörün ışık algısı da oldukça başarılı. Yani ISO değerini yüksek tuttuğunuzda pişman etmiyor. Zaten bunu aşağıdaki fotoğraflarda da görebiliyorsunuz. 16 megapiksel çözünürlük de büyük boy baskı almanıza engel değil. 70x100cm gibi boyutlarda bskıyı kolaylıkla alabilirsiniz. Fotoğraftaki kaliteyi artırması ve hız konusunda da yardımcı olan Dual Quad-Core TruePic VIII görüntü işlemci sizi kendine hayran bırakacak performans sergiliyor. Saniyede 8.5 kare fotoğraf şu an üst sınıf crop sensörlü gövdelerde bile zor bulunur özelliklerden. Hareketli dokunmatik 3.0” ekranı ve elektronik vizörü ise size anlık olarak her şeyi yansıtıyor. Ve belki de seveceğiniz en güzel özellik, video ve fotoğraf çekimlerinde dahil 5-yönlü bir titreşim engelleyici gövdede yer alıyor. Makinenin içerisine sanki elektronik bir gimbal kaçmış gibi titreşimin en aza indirgendiği videolar çekebiliyorsunuz. Fotoğraf çekimlerinde ise elde mini uzun pozlamalar da yapabiliyorsunuz. 121 noktadan kontrast AF yapan AF sistemi ise fotoğrafta görüp görebileceğiniz en hızlı sistemlerden. Bu konuyu bir parantez açayım.

Olympus’un OM-D E-M10 serisinin tüm üyelerini bir şekilde kullanmış ve test etmiş biri olarak şunu söyleyebilirim. Özellikle WiFi üzerinden mobil cihazınıza bağlanıp kullanmayı deneyin. İnanılmaz bir tablo karşınıza çıkıyor. Bunu ilk modelde de son modelde de görebiliyorsunuz. Makineyi boynunuzda asılı iken telefonunuzla fotoğraf çekmek çok keyifli oluyor. Ne insanlar çekiniyor fotoğraf çekilmekten ne de siz yoruluyorsunuz.

ISO 25600 değeri sizi çok tatmin etmese de akıllara şu soruyu getirmeli diye düşünüyorum. Hangi durumlarda bu ISO değerine çıkıyoruz? Çok nadir. Bu da milyon ISO eşdeğerine sahip makineler için bile gereksiz bir özellik oluyor. Şöyle düşünün. Önünüzde 34 maçlık bir lig var. Kupalarda yoksunuz. Sisteminiz 4-4-2 ve bu sistem dışına çıkmayacaksınız. 23 futbolcu hakkınız var. Normalde 4 forvete ihtiyaç varken 8 tane forvete sahip olmak sizin için ne değiştirecek? Hatta ve hatta ne sizden ne götürecek? O sebeple ISO eşdeğerine çok takılmamanızı öneririm. Ki aynı sınıftaki DSLR modellere göre benzer sonuçlar alabiliyorsunuz.

Genel olarak değerlendirdiğimizde makine bize isteneni verebilen ve seyhtlerimizde rahatça yanımızda taşıyabileceğimiz bir model. Dahili WiFi ile fotoğraf çekmek, aktarmak çok kolay. Anlık paylaşım yapmak için ideal. Boyun ağrıları çekmenize gerek yok. Ağır tripodlar taşımanıza, kocaman filtreleri yanınızda bulundurmanıza gerek yok. İşte tam da makine bu seyahatim için mükemmel oldu dememe yetiyor.

Olympus M.Zuiko Digital ED 14-42mm f/3.5-5.6 EZ Lens

14-42mm EZ olarak bilmeniz yeterli. 2x crop ile 28-84mm gibi bir odak aralığına denk geliyor. Yani klasik bir 18-55mm ile eşdeğer.   Lenste en seveceğiniz şey ise boyutları. Oldukça kompakt boyutlara sahip ve sadece 91g arılığa sahip. Yani yanınızda makine ile birlikte kompakt bir fotoğraf makinesi taşıyormuşsunuz gibi bir hissiyatı var. Elektronik zoom bir lens olması da onun en güzel yanı. Zoom halkasını çevirmenize gerek yok. Hız konusunda da oldukça başarılı. Tam zoom yaptığınızda portre açısı sunsa da diyafram değeri f/5.6 olduğu için alan derinliği beklememek gerek. Keskinliği ise size video ve fotoğraflarda hiçbir olumsuzluk yansıtmıyor. PRO sınıf ile karıştırmamak gerek tabii ki.

Bu yukarıda saydığımız set ise amerika’da 800$ yani 3.150₺. Türkiye’deki Fotopazar satış fiyatı ise 3299₺ taksit ve 2 yıl garantili.

Gelelim yol boyunca yaptıklarıma. İlk olarak yola gece çıktığımızı belirteyim. Sabah kendimizi toprağa bastığımızda ise fotoğraf çekmeye başladım. Daha önceden tecrübeli olduğum için müze kartlarımız hazır şekilde Ihlara Vadisi girişimizi yaptık. Grubu beklerken bir iki fotoğraf çektim. Sonrasında ise vadiye iniş başladı. Daha ısınma turlarında olduğumuz için çok iyi fotoğraflar çekememiş olabilirim. Zira bu bir fotoğraf turu değil kültür turu olduğu için gruptan da kopmak olmazdı. Sonrasında ise vadi içerisinde geçecek olan boş zaman geldi ve  fotoğraflar da buralarda gelmeye başladı. Geriye kalan her şeyi fotoğraflarda bulabilirsiniz. Ihlara vadisi, Çömlek atölyesi, Göreme açık hava müzesi, güvercin vadisi, üç güzeller, ayrıca Hacı Bektaş Veli ve daha fazlası aşağıdaki fotoğraflarda.

Exif bilgilerini de yazmayı unutmadım. Onları da dikkate alarak fotoğrafları değerlendirebilirsiniz. Ayrıca fotoğraflarda çok küçük pozlama düzeltmeleri dışında bir şey yok. Makine nasıl fotoğraf çekiyorsa bunu yansıtmak için dokunmadım. Çok daha fazla fotoğraf çekebilirdim ama dediğim gibi bu bir tur ve gruptan kopmamak gerekli.

Sadece fotoğraf değil kısa kısa videolar da çektim. Onları da aşağıda bulabilirsiniz. 4K izlerseniz daha iyi izleyebilirsiniz.

Olympus OM-D E-M10 Mark III Fotoğrafları

Olympus OM-D E-M10 Mark III İle Çekilmiş Fotoğraflar

Olympus OM-D E-M10 Mark III İle Çekilmiş Videolar

Share.

Leave A Reply